REKLAMCI, SATIN ALMA FİİLİNİ ŞİİRLEŞTİRMELİ

Gürbaşkan, “umut ve reklam” arasında kurduğu bu ilişkiyi, 5 Ocak 1980’de yazacağı bir başka mektubunda bir adım daha ileriye götürerek “Reklamcının, topluma umut veren kişi” olduğunu belirtecek ve ekleyecektir:

“Reklamcının görevi, bir bakıma, asrımızın gerçeği tüketim olayı ve baskısı karşısında, tüketiciye umut vermektir. Tüketiciyi, günlük tüketim sıkıntısından, onu yönlendirerek, bilinçlendirerek ve aynı zamanda zevklendirerek, çekip kurtarmaktır. Tüketim olayı ve baskısı karşısında, tüketiciyi daha özgür kılmaktır. Özgürlük ise mutluluktur.

İster bir güzellik kremi kullanılsın; ister bir memba suyu içilsin; ister bir tatil gezisi bileti alınsın, somut olarak düşünüldüğünde, ‘satın almak’ fiili kadar, mekanik, kupkuru bir davranış var mıdır? Reklamcının görevi, bu davranışı, soyut boyutlara ulaştırmaktır; belki de şiirleştirmektir. Reklamcı, bundan böyle, tüketicinin hayal gücünü zorlayan değil, genişleten; yozlaştıran değil, süsleyen kişi olmalıdır.”