DÖNEMİN ÜÇ REKLAM EKOLÜ

Süheyl Gürbaşkan, 1980 yılında reklamcılık için geçerli üç ekolün söz konusu olduğunu anlatır. Bu ekolleri bugünün reklamcılık anlayışları içine entegre etmek mümkün.
Ekol 1: İyi reklam, müşterinin hoşuna giden midir?
istanbul-reklam-8İyi bir reklam metni, müşterinin “hoşuna giden”dir; müşterinin beğendiğidir. Bu, oportünist bir görüştür. Taraftarları bulunsa bile, bu tür bir görüş bilimsel bir temelden, üstelik meslek haysiyetinden yoksundur.

Ekol 2: İyi reklam, meslek şaheseri mi olmalıdır?
Amerikalı ünlü reklam yazarı Raymond Rubicam’ın temsil ettiği ikinci bir ekole göre; iyi bir reklam metni, yalnızca tüketiciyi bir ürünü satın almaya yönelten değil, aynı zamanda kamuoyu ve reklamcılar çevresini de etkileyen, kendisinden âdeta bir “meslek şaheseri” olarak uzun süre söz ettirendir.

Ekol 3: İyi reklam, işlevsel mi olmalıdır?
Süheyl Gürbaşkan üçüncü yaklaşım için “taraftar olduğum ekol” der ve anlatır: “Daha radikaldir. Bir reklam metni, yalnızca kendi sanat, estetik biçimine, düzenine değil, doğrudan doğruya ürünün ya da hizmetin özellikleri ve nitelikleri üzerine dikkati ve ilgiyi çekmelidir. Tüketiciyi, ürüne ya da hizmete yöneltmelidir. Tüketici, bir reklam metniyle: “Aman ne güzel laflar edilmiş!” değil, “Dur hele, bunu bilmiyordum; gidip şu ürünü bir alayım, şu hizmeti bir deneyeyim!” diyebilmelidir. Ürün ya da hizmet, tüketicinin beğenisini çekmelidir, toplamalıdır (9 Ocak 1980 Bir Reklamcı Aranıyor).