Sürpriz bir ikinci doktora tezi

surpriztezDoktoramı başarıyla verdiğimi eve bir telgrafla ilettim. Ayrıca bir mektupla da dönüş hazırlıklarım için, bir buçuk ay kadar daha burada kalmama izin vermelerini istedim.

Aslında amacım, herkesten gizlediğim ikinci doktora tezime hazırlanmaktı. Hiç unutmam, önümde yirmi iki gün vardı ve ben bu süre sonunda kriminoloji ve kriminolastik tezimin savunmasını ve sınavlarını verecektim.

Onları da üstün dereceyle verdim ve bunu büyük bir sevinçle anneme ulaştırmak için, hemen o gün geç vakit eve telgraf çektim.

Kadıncağız sabaha karşı postacıyı karşısında “telgraf!.” diye görünce heyecana kapılmış. “Hayrola? Ne var? Bir şey mi oldu?” diye sormuş. Postacıdan “İyi haber.. Oğlunuz sınavını başarıyla verdiğini bildiriyor.” cevabını alınca, “Olamaz.,” demiş. “Yirmi günden fazla oluyor, sınavının sonucunu bildirmişti. Bunda bir iş var.”

Telgrafta “Size sürprizim var. İkinci tezimi ve sınavımı gizlemiştim. Onu da aynı üstün dereceyle verdim. Müjdelerim..” demiştim.

Gecenin o saatinde hayli duygulanıyor ve postacıya, “Hemen bir cevap yazsam çekebilir misiniz?” diye soruyor ve değerli bir hatıra olarak sakladığım şu üç kelimelik telgrafı gönderiyor: “Sağ ol yavrum. Annen.”

Sağ ol, bir asker ailesi olduğumuz için, annemin en sık duyduğu bir kelime. Bir subay eşinin ağzından ve yurttan uzak bir köşede bu “sağ ol” sözcüğünün bana ulaşması, beni de fazlasıyla duygulandırdı. Ödüllerin en büyüğü oldu.