Patron olarak reklamı en iyi bilen olmak

Bu anlattıklarımla, bir reklam ajansı yönetmeninde bulunması gerekli, bir diğer özelliği saptıyorum: Beraber çalıştığın arkadaşlar tarafından, ajans içinde “reklamı en iyi bilen” olmak, sayılmak. Ve bu izlenimi, bu değer hükmünü devamlı korumak, sürdürmek.

Bazı iş konuları vardır ki, patronluk, yöneticilik orada, sadece para babalığıdır; daha çok sermayeye dayanır. Sermaye sahibi ya da sahipleri, oturur karar verirler, işin başına işi bileni getirirler.

İlerde, belki yıllar sonra, reklamcılık da böylesine bir düzenin, kupkuru bir sermaye-emek ilişkisinin organizasyonu olacak. Ama reklam ajansları, dünyanın birçok ülkelerinde hâlâ, bir “işin başındakinin” katlandığı her türlü riskin yanında, bilgisi ve yeteneği ile yönetiliyor; etkinliğini ve saygınlığını sürdürüyor.

Bir maestronun orkestrayı yönetmesi için, bütün sazları tanıması, anlaması, kısaca bilmesi gerektir. Sanat gücünden emin olmadığım bir orkestra şefinin karşısında, elinde değneği var diye, ben şahsen, örneğin, kemanımı kutusundan çıkarmam!

Ünlü berber Alexandre, Paris’te, en az iki yüz kişinin çalıştığı muhteşem bir kuaför salonu açmıştır, işletmektedir. Ama yine de, müşterilerinin saçlarını tarayan, boyayan kalfaların arasında, elinde bir tarak, bir fırçayla dolaşıp, durur. Sırası geldikçe, kalfalarına öğüt verir, yardım eder. Üç saat, o kavanozun altında, saçlarının güzelleşmesini bekleyen hanımlara, arada bir de, üç dakika için dahi olsa, kendisi bir tarak atar, bir fırça çeker. Kadınlar, saçlarının Alexandre’ın elinden çıktığı inancı içindedirler!