HERKES REKLAMCI OLABİLİR Mİ?

“Reklamcılık; gazetecilik, aktörlük, ressamlık, ses sanatçılığı gibi önce yetenek isteyen bir meslek kolu. Nasıl, sesi belirli ölçülere uymayan tenor veya bariton olmazsa, akademiler resim yapmayı öğreten değil, yetenek geliştiren kuruluşlarsa, reklamcı olacak kişinin de bu uğurda gelişme göstereceğine dair yeteneği olması gerekir.”

Rubikon’da kendisine yöneltilen “Herkes reklamcı olabilir mi?” sorusuna Süheyl Gürbaşkan yanıtı bu şekilde olur… Ve ardından öngörülü ve vizyoner bakış açısı ile ekler:

“Batıda bu işin yayınları, üniversite düzeyinde okulları var. Türkiye’de bugün bu işin mektebi medresesi yok. Balzac, eleştiricileri “sanatçı olamamış kimseler” olarak tanımlar. Başka mesleklerde dikiş tutturamayan pek çok kişi, eşin dostun işlerini yapsam geçinir giderim düşüncesiyle reklamcı olup çıkmıştır. Bir zamanlar piyasayı bu tür kişiler sarmıştı. Fakat ömürleri çok kısa olmuştur. Pek çoğu bir saman alevi gibi parlayıp sönmüş, kalanların da iş hacimleri giderek büzüşmüştür. Reklamcı olduğunu iddia eden bir kimseye hatır için, denemiş olmak için bir iş verilebilir. Umulan alınmazsa, yeni işler emanet edilemez.”