Ajans kurucusu olmak için paradan fazlası

Bir reklam ajansı yöneticisinin, illa ki iyi bir müşteri avcısı olmasına; keza illa ki banka cüzdanı şişkin, kasası para dolu bulunmasına gerek yoktur.

Bu becerilerine ya da olanaklarına güvenip, ajans kuran ve piyasaya atılan çoğu kişinin, sonraları hüsrana uğradığına rastlamışımdır. Bir reklam ajansı yöneticisinde bence, ne bileyim herkesten daha başka türde ayrıcalıklar, özellikler filan olmalıdır: Akla hayale gelmeyecek şeyler için dahi olsa, örneğin, bir hobisi bulunmak; müzik dinlemeyi, şiir okumayı sevmek, iyi ve zevkli giyinmesini bilmek; güzel kadınlardan hoşlanmak, ağaçları, kuşları, denizi, güneşin batışını seyretmek, vesaire gibi! Bir reklamı almak başka şeydir; bir reklamı yaratmak başka şeydir. Ben, beni tanıyanlar çok iyi bilir, iş hayatımın son yıllarında bir müşteriden iş alacağım diye kapı gezdiğimi, dolaştığımı asla hatırlamam. Ancak arandığımı bilirsem, hissedersem, o işin üzerine çok düşerim; sonucunu elde edinceye kadar uğraşırım. Bazen, eskiden bir işbirliğinde bulunup da, son zamanlarda gevşeyen bir ilişkiyi düzeltmeye, canlandırmaya özen gösteririm.

“Müşteri avcılığını oldum olası becerememişimdir, sevmemişimdir.”

Hele, davetler, kokteyl partiler, sözde büyük iş yemekleri düzenlemekle geçirilen (boş) zamanlara hep acımışımdır. Ama bir reklam ajansında, bu işlerle görevli kişilerin, hem de çok sayıda, bulunmasına daima gerek duyduğumu itiraf ederim. Ve bu vasıfları haiz çok değerli mesai arkadaşlarım olmuştur.

Bunun gibi, bir reklam ajansı da, sık sık hatırlatılması, tanıtılması gereken bir hizmet yeri olması nedeniyle; basın ilanları, broşürler, kataloglar vesaire gibi araçlarla, Ajansımızın dolaylı reklamlarını sık sık yaptırırım.