Ailede yaşanan kayıplar

Yurtdışında alacağı eğitim için heyecanlı olan genç Süheyl’in annesi biraz tedirgindir ancak bunun haklı bir nedeni vardır bir taraftan da… O dönemde aile içinde üst üste kayıplar yaşanmıştır:

“Annem, benim bu dışarıya gidişime muhalifti. İnancı vardı, okuyacağımı, başarılı olacağımı biliyordu. Çünkü beni iyi tanıyordu. Fakat bir rastlantı, son üç dört yıl içinde ailece birlikte oturduğumuz Erenköy’deki evimizde çok ölümler olmuştu. Dayımı, dedemi, yeğenimi kaybetmiştim arka arkaya. Babam zaten yıllarca önce ölmüştü. Kız kardeşim de evlenmiş ayrılmış, sekiz on kişinin beraber olunduğu bir evde, ben annemle yapayalnız kalmıştım. Ben de gidersem, büsbütün yalnızlık içinde kalacağını düşünüyordu. Gidersem sanki gelmeyecekmişim gibi bir endişe içindeydi. Bu yüzden bana hafifçe küsmüştü.

Annelik tabii.. Yolcu salonuna kadar geldi. Orada barıştık, vedalaştık. “Merak etmeyin. Size söz veriyorum, en kısa zamanda döneceğim..” dedim.”