16 Ocak 1980

Georges Suffert, ** Lettre ouverte aux gens de vingt ans â qui I’on ment – Kendilerine yalan söylenen yirmi yaşındaki gençlere açık mektup ** Şezlongdaki Entelektüeller ** Toga’da Bayram
Bu hafta sonunu, cumartesi-pazarımı, “Lettre ouverte aux gens de vingt ans â qui I’on ment – Kendilerine yalan söylenen yirmi yaşındaki gençlere açık mektup” adlı bir kitabı okumakla geçirdim.

2000 yılını yaşayacak, 21. yüzyıla hazırlanan gençlere, dünyamızın bugünkü çirkin ya da güzel gerçeklerini, olduğu gibi, onlara gizlemeden, kısaca yalan söylemeden anlatabilmek her babayiğidin işi değil. Kendisinin yalancı olduğunu bildiğin birinin, sana doğruyu söylediğine inanır mısın?

Kitabın yazarı, Georges Suffert, Fransa’da oldukça tanınmış bir sosyolog gazeteci. Öteden beri tuhaf huyumdur: Okuduğum bir yazarın, eserindeki fikirleri kadar; gelmişini geçmişini, yaşantısını, bulunduğu yeri, işini gücünü, tek kelimeyle, bütün yönleriyle, kişiliğine de önem veririm; onu tanımaya, öğrenmeye çaba gösteririm.

Burada tanıştığım, yaşını başını almış, genel kültürü derin, sohbeti zevkli bir İsviçreli editöre uğradım. Onun anlattığına göre, Georges Suffert, progresist, ilerici bir Fransız aydını. Cezayir olaylarında, Kuzey Afrika devrimini desteklediği için, “Cezayir Fransız’dır!’’ görüşünü savunan faşist örgütler tarafından, bir ara, kaçırılmış. France Observateur dergisinde çalışmış. Alman işgalinde, Fransız direniş cephesinin liderlerinden Jean Moulin’in anısını ve teorisini yaşatmak üzere, sonraları, radikal-sol bir dernek kurmuş. Bir süre, L’express dergisine yazılar yazmış… Fikirleri, son yıllarda, sol uçtan ortanın soluna doğru yönelmiş, törpülenmiş. Hâlen haftalık Le point dergisinde çalışmakta ve sosyo-politik yazıları yayınlanmakta. Paris’in banliyösünde oturuyor. Geçimini yazılarıyla, kalemiyle, sağlıyor.

Kendi kendime, “sağlam bir adam!” dedim. Ve daha önce, yayınlanmış eserlerinden, kitapçıda oturup, bir süre, içindeki önsözlere ve genellikle bu tür eserlerde yapıldığı üzere, arka kapaklarında özetlenen bilgilere göz attıktan, bunları inceledikten sonra, biri “Şezlongdaki Entelektüeller”, diğeri “Toga’da Bayram” adlı iki kitabını daha aldım. Gelecek hafta piyasaya, “Quand l’occident s’eveillera; Batı Uyanınca” adlı yeni bir kitabı daha çıkacakmış. Şimdiden o kitabını da almayı ve okumayı gözlüyorum, özlüyorum.

Bir yazarın, ortaya koyduğu eserleri ve tüm fikir çizgisinin yanı sıra; kişiliğine, yaşantısına da bu denli ilgi duymam, eğilmem, çoğunun, belki senin de tuhafına gidebilir.